Meddahlık Sanatı

Meddahlık sanatı, kökleri Orta Asya'ya kadar uzanan, hikâye anlatıcılığının en saf ve en etkileyici formudur. Kelime anlamı olarak 'öven' ya da 'taklitler yaparak hikâyeler anlatan' kişi anlamına gelen meddah, yüzyıllar boyunca saraylardan kahvehanelere, panayırlardan aile meclislerine kadar her alanda toplumu eğlendirmiş ve bilgilendirmiştir.

Bu sanatın en belirgin özelliği, meddahın tek bir kürsü üzerinde, elinde bir asa ve omzunda bir mendil ile koca bir dünyayı var etmesidir. Asa (makreme), bazen bir kapının çalınmasını, bazen bir tüfeği, bazen de bir atın nal seslerini temsil eder. Mendil ise farklı karakterlere bürünürken sesini ve çehresini değiştiren meddahın en büyük yardımcısıdır.

Meddah, sadece bir hikâye anlatıcısı değil; aynı zamanda dönemin haberlerini taşıyan bir postacı, toplumsal aksaklıkları hicveden bir eleştirmen ve bir ahlak hocasıdır. "Hak dostum hak!" nidalarıyla başlayan her anlatı, dinleyiciyi sadece eğlendirmekle kalmaz, aynı zamanda hayata dair derin bir tefekkür yolculuğuna çıkarır.

Özcan Haliloğlu olarak bizler, bu kadim hikâyeleri tozlu raflardan indirip bugünün modern insanının ruhuna dokunacak şekilde yeniden yorumluyoruz. Gelenekselin gücünü modern sahne diliyle birleştirerek, Meddahlık geleneğini yaşayan bir sanat olarak geleceğe taşımayı amaçlıyoruz.